Nuri Okutan Isparta İl Başkanlığı’nda Aday Adaylığı Açıklaması Yaptı

Ana Sayfa » FOTOĞRAF GALERİSİ » Nuri Okutan Isparta İl Başkanlığı’nda Aday Adaylığı Açıklaması Yaptı

nuri-okutan-mhp-ısparta-adaylık-açıklaması

MHP Milletvekili A. Adayı Nuri Okutan, 7 Haziran seçimlerinin Türkiye için bir kırılma noktası olduğuna dikkat çekti. 7 Haziran seçimlerine kadar ‘seferberlik’ ilan eden Okutan, “Artık yetti gari’ dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Isparta Milletvekili A. Adayı Nuri Okutan, partisinin il merkezinde kalabalık bir partili gruba seslendi. Toplantıda İl Başkanı İsa Yalçın, Ülkü Ocakları Başkanı Akif Çapraz, Merkez İlçe Başkanı Vedat Yılmaz, Eski İl Başkanları, belediye başkanları, Milletvekili Aday Adayları ve çok sayıda partili katıldı.

“ÇÖZÜM DEĞİL ÇÖZÜLME SÜRECİ”

 

NURİ OKUTAN’IN BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ:

Sayın Başkanım,

Çok Kıymetli Milletvekili Aday Adayı Arkadaşlarım,

MHP ve Ülkücü Hareket’in her kademesinde görev alan muhterem başkanlarım ve ülküdaşlarım.

Halka hizmeti Hakka hizmet bilen kıymetli Belediye Başkanlarım, İl Genel Meclisi Üyelerim ve Belediye Meclisi Üyelerim.

Uzaktan yakından bizi kırmayıp bize destek olan değerli gönüldaşlarım,

Hizmetin en güzeline layık Aziz Ispartalı hemşerilerim,

Basınımızın Güzide Temsilcileri,

Konuşmama başlamadan önce hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Bu gün burada Milliyetçi Hareket Partisi’nden Milletvekili Aday Adaylığıma ilişkin Basın Açıklaması yapmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Bu itibarla bana bu imkânı sağlayan başta MHP İl Teşkilatımız olmak üzere bütün teşkilatlarımıza teşekkür ediyorum.

Benim için son derece anlamlı olan bu günde MHP ve Ülkücü Hareket’in kurucusu Başbuğ Alparslan Türkeş başta olmak üzere bütün ülkü şehitlerine Yüce Allah’tan rahmet niyaz ediyor, 11. Kurultayımız sonucunda yeniden Genel Başkanımız olan Sayın Devlet Bahçeli’ye ve partimize üstün başarılar diliyorum.

Değerli Basın Mensupları,

7 Haziran Seçimleri, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kritik seçimlerinden biri olarak kayıtlara geçecektir.

7 Haziran Seçimleri’nde sadece ülkemizin bölünmez bütünlüğü, dış politikadaki itibar kaybı, bebek katiliyle yürütülen müzakereler değil, yağmalanan, talan edilen, israf edilen, ranta kurban edilen Türkiye’nin geleceği de oylanacaktır.

Ülkemizin ekonomik, sosyal ve siyasi tablosuna geçmeden önce bir hususu bilgi ve dikkatlerinize sunmak istiyorum.

Bugün yaptığımız bir Aday Adaylığı açıklamasıdır.

Bu itibarla bugün burada Isparta’mıza ve ülkemize yönelik proje, hizmet ve vaatlerimize yer verilmeyecektir.

Isparta’mız ve ülkemiz için neler yapabileceğimiz, geçmişte gerçekleştirdiğimiz projeler ve yaptığımız hizmetler dikkate alınarak az çok anlaşılabilir.

Literatüre geçen “Proje Bazında Kalkınmada Kelkit Modeli”, Birleşmiş Milletler UNİCEF programlarında tescil edilen eğitimde “Nuri Okutan Modeli” gibi birçok referans neler yapabileceğimizin az çok ipuçlarını da vermektedir.

Dolayısıyla hemşerilerimiz ve milletimiz; bu güne kadar kamu yönetiminde sergilediğimiz bilgi, birikim, temsil ve başarıyı, Milliyetçi Hareket Partisi çatısı altında siyasette sürdüreceğimizden emin olmalıdır.

Değerli Basın Mensupları,

Pembe tablolar çizilen ekonominin aslında bir kara tablo olduğu hemen herkesin malumudur.

Bir türlü makul seviyelere indirilemeyen cari açık ekonomiyi tehdit etmeye devam etmektedir.

AKP döneminde, tam 12 yıl boyunca işsizlik ortalaması %10’un altına düşmemiş, işsizlik ve özellikle genç işsizlik tavan yapmıştır.

AKP iktidarı, Cumhuriyet tarihinin bütün birikimlerini, tesislerini, fabrikalarını, şirketlerini özelleştirme adı altında, çoğunu birkaç yıllık kazancı karşılığında satmıştır.

Acı olan şudur; iktidarlarından önce hiçbir şey yapılmadığı yalanını öne süren AKP, sattığı eserlerin hiç birini kendisi yapmamıştır.

Türkiye halen dünyada en yüksek enflasyona sahip ülkeler arasında 3. sıradadır.

Gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırıldığında yeterli büyüme sağlanamamış, büyüme oranımız Afganistan’ın bile altında kalmıştır.

AKP’nin “Eski Türkiye” diyerek karalamaya çalıştığı, yok saydığı Türkiye’nin 1923-2002 yılları arasında ortalama büyüme oranı %5’tir.

AKP’nin yönettiği Türkiye ekonomisi ise, 2002-2014 yılları arasında ortalama olarak yıllık %4,9 oranında büyümüştür.

Ekonomiyi uçurduk, dünyada klasman atladık söylemi de palavradan ibarettir.1993’te dünyanın en büyük 17. ekonomisi olan Türkiye, bugün 19. sıraya gerilemiştir.

Petrol fiyatları ucuzlamış olmasına rağmen, ihracatın ithalatı karşılama oranı 10 yıl öncesinin altında kalmıştır.

Petrol fiyatları yükselirken yükselen benzin fiyatları, petrol fiyatları yarı yarıya düştüğü halde aynı oranda düşürülmemiştir.

Böylece Türk vatandaşları AKP iktidarı yüzünden halen dünyanın en pahalı benzinini tüketmeye ve kazıklanmaya devam etmektedir.

Elektrik faturalarından alınan kazık kalemleri yargıdan dönmüş olmasına rağmen, halen kaçak elektrik bedelleri dürüst vatandaşlardan tahsil edilmeye devam edilmektedir.

Değerli Basın Mensupları, Aziz Misafirler;

AKP döneminde; işçiler, memurlar, çiftçiler velhasıl bütün kesimler mağdur edilmiştir.

AKP döneminde, memurların maaşı enflasyonun altında kalmıştır.

Yandaş sendikanın hükümetle anlaşması ve memuru aldatması dolayısıyla kriz dönemlerinde bile var olan enflasyon koruması 2014 yılında kaldırılmış, milyonlarca kamu çalışanının hakkı yenilmiştir.

Sağlık harcamalarına ayrılan pay azalmış, sağlık giderlerinin önemli bir bölümü vatandaşın cebinden karşılamaya başlanmıştır. Sağlık hizmeti giderek paralı hale gelmeye başlamıştır.

İç ve dış borçlar katlanmış, borçların vadesi ise kısalmıştır.

İcralar ve iflaslar artmış, kredi kartı borçları ve kredi borçları tavan yapmıştır.

Gelir dağılımı bozulmuş, rant, israf ve yağma ekonomisi hakim olmuştur.

Çizilen pembe tablolara rağmen, ekonomik düzen yıllar içinde insanımızın manevi değerlerinde de büyük aşınmalara yol açmıştır.

Bugün “yiyor ama yapıyor”, “çalıyor ama çalışıyor” söylemleri toplumu kanserli bir ur gibi sarmıştır.

Başkentte Büyükşehir Belediyesine ait arsaların Belediye Başkanı tarafından parsel parsel peşkeş çekildiği, bu gün artık aynı partili Başbakan Yardımcısı tarafından ifade edilmektedir.

AKP döneminde yolsuzluk, rüşvet ve imar yağması patlamıştır.

Başbakanlık için yapılan ama Cumhurbaşkanlığınca el konulan “Saray”ın bir yıllık ısınma maliyetinin Bayburt ilinin ısınma maliyetine eşit olduğu yapılan hesaplamalarla ortaya konulmuş, süslemesinden, aydınlatmasına Saray’daki israfın ulaştığı korkunç boyutlar vicdanları kanatmıştır.

Milyonlar, açlık sınırı altında yaşarken iktidar yandaşları, saraylarda, yatlarda ve uçaklarda sefa sürmektedir.

Milyonlar, KPSS kuyruklarında atama beklerken, iktidar yandaşları VİP torpillerle sınavsız devlet kadrolarına atanmakta, hatta sınavsız Üniversite’ye dahi yerleştirilmektedir.

Bir kısım insanlar Pazar kasalarında çürük meyve artıkları toplarken, Bakan çocuklarının evlerinde içi milyon dolar dolu sıra sıra para kasaları çıkmaktadır

Emekliler, asgari ücretliler, yeşil kartlılar ve işsizler sefalet içinde yaşarken, banka müdürleri evlerinde ayakkabı kutularında milyon dolarlarla sefa sürmektedir.

Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Misafirler

Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurumları büyük bir itibarsızlaştırma operasyonu ile karşı karşıyadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nden, Türk Polis Teşkilatı’na, yargıya, basına velhasıl bütün kurumlarımız itibarsızlaştırılmış; kurumlarımız, kavramlarımız ve değerlerimiz kelimenin tam anlamıyla yağmalanmıştır.

Bu gün “Ergenekon” “vatansever” ve “kuvay-i milliye” gibi kavramlar sözde darbe iddiaları bahane edilerek aşındırılmıştır.

Türk kültürünün, tarihinin ve kimliğinin ayrılmaz bir parçası olan bu kavramlara insafsızca ve sorumsuzca savaş açılmıştır.

Yapılan bütün saldırılara rağmen ayakta kalan en sağlam siyasi yapı; Milliyetçi Hareket Partisi’dir.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurumlarının ve milli kavramlarımızın itibarını yeniden tesis edecek olan yapı; Milliyetçi Hareket Partisi’dir.

MHP; Türk milletinin altında toplanacağı ulu çınar ve sığınacağı son liman haline gelmiştir.

MHP; artık Türk milletinin son mevzisi, son ümidi ve son kalesidir.

 

Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Hemşerilerim,

MHP olarak, Cenab-ı Allah iktidarı nasip ettiği takdirde; bu ülkenin ekmeğini yiyip, ihanet edenlerden; hazineyi yağmalayanlardan; tüyü bitmedik yetimin malına göz dikenlerden, her türlü yolsuzluk, hırsızlık ve hukuksuzluklardan elbette hesap soracağız.

Ancak iktidarın tam 12 yıldır yaptığını yapmayacağız, biz MHP olarak hiç kimseyi siyasi fikrinden, partisinden, mezhebinden, inancından ve görüşünden dolayı ötekileştirmeyeceğiz.

Biz MHP olarak hoşgörülü, kucaklayıcı, birleştirici ve bütünleştirici olacağız.

Ayrım yapmadan hizmet etmek; hakkı, hukuku ve adaleti gözetmek benim bulunduğum bütün görevlerde uyguladığım başta gelen prensiptir.

Şükürler olsun ki bu ilkeyi ve bu prensibi esas alan Milliyetçi Hareket Partisi’nde siyaset yapacağım.

Bu ilkeyi Türk siyasi hayatına söylemi ve eylemiyle hakim kılan, “önce ülkem ve milletim” diyen parti; Milliyetçi Hareket Partisi’dir.

Yüreği kan ağlasa da, Fırat Çakıroğlu gibi daha nice ülküdaşını şehit verse de acısını kalbine gömen, sokaklarda şiddete dayalı siyaset biçimine son veren ve kanı kanla yıkamayan parti Milliyetçi Hareket Partisi’dir.

Doğu-Batı, Kuzey-Güney ayrımı gözetmeden Türkiye’nin tamamını hiçbir ayrım gözetmeden kucaklayan, hoşgörüde Mevlana ve Yunus Emre’yi örnek alan parti; Milliyetçi Hareket Partisi’dir.

MHP ve Ülkücü Hareket olarak; Yunus Emre’nin çağlar öncesinden verdiği mesajı, Isparta’dan bir kez daha haykırıyoruz.

“Ben gelmedin davi için,

Benim işim sevi için,

Dostun evi gönüllerdir

Gönüller yapmaya geldim”

 

Aziz Hemşerilerim, Değerli Basın Mensupları

Türk devletine ve Türk milletine 30 yıl büyük bir aşkla, şevkle ve gururla hizmet ettim.

30 yıllık hizmetimin yaklaşık 20 yılı Doğu ve Güneydoğu illerimizde geçti.

Dolayısıyla Doğu’nun ve Güneydoğu’nun dağını, taşını, havasını, suyunu; kısaca ruhunu iyi biliyorum.

Görünen odur ki; Türkiye bugün tarihinin en büyük bölünme tehdidiyle karşı karşıyadır.

Görünen odur ki; Türkiye bugün savrulmanın eşiğindedir.

Görünen odur ki; Türkiye’de bugün vatan dediğimiz toprak ayaklarımızın altından kaymaktadır.

İşte bu kritik eşikte, işte bu kritik seçimde, bu ülkenin milliyetçilerinin, bu ülkenin vatanseverlerinin, bu ülkenin mukaddesatçılarının velhasıl Türkiye’yi seven herkesin söz söyleme ve harekete geçme zamanıdır.

Zaman; vatanını, milletini, kitabını, bayrağını seven herkesin inisiyatif alıp elindeki bütün imkanları seferber etme zamanıdır.

Zaman; kuvay-i milliye ruhunu yeniden canlandırma zamanıdır.

Zaman; dosta güven düşmana korku salma zamanıdır.

Zaman Türk milliyetçiliğinin sembol ismi Ziya Gökalp’in şiirine kulak verme zamanıdır.

Ziya Gökalp Hürriyet Marşı Şiiri’nde bundan yaklaşık 100 yıl önce bu günleri görüyor ve şöyle diyor;

“Kükreyen arslana zincir vurulmaz

Adalet zalime merhamet kılmaz

Vatanın mahvına sessiz bakılmaz

Bir saray yakılır, bir mülk yakılmaz…”

 

Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Misafirler,

Konuşmamın bu bölümünde görevlerim sırasında bizzat kendi yaşadıklarımdan, gördüklerimden ve yaptıklarımdan örnekler vermek istiyorum.

Gelinen noktada benim Türk devleti adına Siirt yaylalarında yaptığım “milli birlik ve beraberlik şenlikleri”nin yerini, bölücü ihanet çetelerinin “özerklik şenlikleri” almıştır.

Çok değil 15 yıl önce mağaralara sığınan teröristler, bugün şehirlerde yol kesmekte, trafik denetimi yapmakta, haraç toplamakta, sözde mahkemeler kurmakta ve kanton bölgeler oluşturmaktadır.

Daha önce dağlarda, sınır boylarında, karakollarda şanlı Türk bayrağını indirtmemek için şehit olan askerlerimiz, bugün kışlasının bahçesindeki bayrağı korumaktan aciz hale getirilmiştir.

Bu utanç Türk askerine ait değildir. Bu utanç; teröristi sokağa salıp, askerimizi ve polisimizi kışlasına hapseden AKP iktidarına aittir.

İktidarın sözde “Çözüm” sürecini kutsamasından dolayı bugün güvenlik güçlerimiz Ankara’dan talimat gelmeden Cizre’de özerklik hendeği kazanlara, Diyarbakır’da şehirlerarası yolu kapatanlara, kışlanın gönderinden bayrağı indirenlere müdahale edememektedir.

Önceki hükümetler döneminde terörle yürütülen mücadele vardı, AKP döneminde ise bölücü ihanet çetesinin lideri ve her kademeden temsilcileriyle devlet ve hükümet adına sürdürülen müzakereler vardır.

Müzakerelerde pazarlık masasında; vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü vardır, özerklik vardır, federasyon vardır.

Değerli Basın Mensupları, Aziz Ülküdaşlarım;

Türk milletini “analar ağlamasın” ve “kan akmasın” gibi herkesin kabul edebileceği maskeler kullanarak aldatmak için oynanan oyunun adı “çözüm” değil; çözülmedir, bölünmedir ve parçalanmadır.

Ekonomide, yolsuzlukta, rüşvette, israfta, yoksullukta, terörle mücadelede sınıfta kalan iktidar, dış politikada ise tarihimizin en başarısız hükümeti olmuştur.

Osmanlı ruhunu canlandırıyoruz diye, stratejik derinlik diye ortaya çıkanlar, dış politikada yerin dibine batmışlardır.

Türkiye bugün Libya’dan kovulmuş, Mısır’da istenmeyen ülke ilan edilmiş, Suriye ile kanlı bıçaklı olmuş velhasıl Ortadoğu’daki itibarı yerle bir olmuştur.

AKP iktidarının en vahim hatalarından biri de Türkiye’nin uluslararası anlaşmalara bağlı olarak ülke dışındaki tek vatan parçası olan Süleyman Şah Türbesi’nin ve Saygı Karakolu’nun IŞİD terör örgütünün tehditlerine boyun eğilerek nakledilmesi ve türbenin imha edilmesidir.

Oysa çok değil Şubat 2011’de Süleyman Şah Türbesi’ni ihya etmiş, Türkiye ve Suriye tarafında bulunan Osmanlı’nın kurucu boyu Karakeçilileri Süleyman Şah Buluşmaları adı altında Şanlıurfa Valisi olarak Türk devleti adına bir araya getirmiştim.

Şubat 2011’deki ziyaretimde Süleyman Şah’ın huzurunda aynen şöyle demiştim:

Süleyman Şah Türbesi, Türkiye sınırlarının dışında Türk bayrağının dalgalandığı yegane toprak parçasıdır. Süleyman Şah, herkesin bildiği gibi Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in dedesi, Ertuğrul Gazi’nin babası olup, bölgenin Türkleşmesinde önemli bir rol oynamıştır. Bu çerçevede tarihte özel anlam taşıyan Süleyman Şah, günümüzde de manevi şahsiyeti ile bizlere ışık tutacaktır.”

Biz Türkiye Cumhuriyeti devleti adına Süleyman Şah’ı ihya ederken, Osmanlı’yı ihya ediyoruz diye ortaya çıkanlar Süleyman Şah’ın ruhunu incitmiş, kemiklerini sızlatmış ve Türbesini de imha etmişlerdir.

Türbenin PKK’nın Suriye kolu PYD kontrolündeki Eşme’ye taşınması da son derece yanlış olmuş, nitekim bebek katili Öcalan, iktidarın çok önemsediği Nevruz mesajında bile Eşme Ruhu’na atıf yapmıştır.

Değerli Misafirler, Aziz Hemşerilerim,

Isparta’dan bu ülkeyi yönetenlere millet adına soruyoruz:

Süleyman Şah üzerinden mesaj vermek bebek katiline mi kalmıştır?

Türkiye’ye barış getirmek, istikamet vermek teröristbaşına mı kalmıştır?

Türkiye, Başkenti parsel parsel satanlara, hazineyi yağmalatanlara mı kalmıştır?

Türkiye, bürokratıyla kavga edenlere, ülke ekonomisiyle kumar oynayanlara ve ülkeyi Milyarlarca dolar zarara uğratanlara mı kalmıştır?

Bütün bu olanlar karşısında MHP ve Ülkücü Hareket olarak artık “yetti gari” diyoruz.

Artık tek bir adım dahi geri gitmeyeceğiz.

Bu zilletin son bulması için ve MHP’nin zaferi için seferber olacağız.

Bugün burada; “Isparta ses ver, iktidara ders ver” diyoruz.

Bugün burada; “Hainlere Karşı, Bizimle Yürü Isparta, Bizimle Yürü Türkiye” diyoruz.

Bu gün burada, aziz Türk milletinin bekası için her türlü gayret, fedakarlık ve mücadeleye hazır ve kararlı olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.

 

Değerli Basın Mensupları, Aziz Ülküdaşlarım,

Türk İslam Ülküsü’nün mimarı Seyyit Ahmet Arvasi’nin, MHP ve Ülkücü Hareket’in adeta kaderiyle özdeşleşen bir şiiriyle sözlerime son vermek istiyorum:

“Bu dava özüdür İslamiyet’in

Bu dava ümidi mazlum milletin,

Bu dava her şeyden, her şeyden çetin,

Bu yolda dert, hüzün, gurbet bizimdir.”

 

Katılımlarınızdan ve ilginizden dolayı hepinize ayrı teşekkür ediyor, Millet Vekili Adayı olan bütün arkadaşlarıma üstün başarılar diliyorum.

Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE

Mustafa Kemal Atatürk
  • Ali ÖNALSizinle ilgili okuduğum her yazıda saygım daha da artıyor. Saygılarımla
  • Ali Faik BulutBenim hayalim liyakat sisteminin geçerli olduğu bir Türkiye de yaşamak , Zenginin değil eğitimli olan kişinin daha önemli olduğu bir Türkiye görmek. Şehirlerimizi beton yığını içinde değil büyük meydanların , parkların içinde görmek. Eğitim sistemini
  • mustafa ceikbaskimsenin ötekilestirilmedigi, herhezin huzur icinde yasadigi, adaletin güvenilir oldugu , gelecek tereddüdü yasamadan ve herkesin hakkiyla rizkini kazanan bir ülke istiyorum.ayrica ortadogu macarasina karismaya nbir ülke

FACEBOOKTA BİZ