Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanun Tasarısı Hakkında Konuşma

Ana Sayfa » GÜNCEL HABERLER » Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanun Tasarısı Hakkında Konuşma

İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu mhp nuri okutanMHP Isparta Milletvekili Nuri Okutan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanun Tasarısı üzerine Meclis Genel Kurulu’nda MHP TBMM Grubu adına konuştu:

 

 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 149 sıra sayılı Kanun Tasarısı’yla ilgili Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Herkesi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.
Efendim, esasen biz bu kanunu insan haklarına aykırılığı, ayrımcılığı, kötü muameleyi önlemeye yönelik, ilgili mekanizmaları kurmaya yönelik çıkardık ama bunu yaparken de Avrupa Birliğinin bir tür ricasıyla, dikte etmesiyle bu kanunları görüşüyoruz. Ve neydi? Karşılığında mültecileri geri alacağız, bize birkaç kuruş para verecekler, ayrıca da bu ilgili kanunları çıkaracağız.
Mültecilerin geri getirilmesiyle ilgili bu müzakerenin kendisi insan haklarına aykırı bir tutumdur. Bu ileride ülkemizin de başını ağrıtacak, hep birlikte bunları tartışacağız. Bize bu kanunu dikte eden Avrupa Birliğinin bu tutumu da insan haklarına aykırı bir tutumdur. Bunun kendisi ayrımcılıktır, bunun kendisi kötü muameledir ve ortada insan haklarına da aykırı bir tutum vardır.
Hükûmet açısından baktığımızda, Hükûmet de aslında ayrımcı tutumlarına devam etmektedir. Bir siyasi hükûmetin kendi programını, kendi hükûmet programını uygulayacak bürokrasi kadrolarıyla çalışması doğrudur, daha çok üst düzey kamu görevlileri hususunda bu geçerlidir ama bunu o kadar abartıyoruz ki ekmek arayan, aş arayan işçilere geçici işçi kadrolarında bile biz ayrımcılık yapar hâle geldik. Bu böyle görülmüş bir şey değildir. Bu, dine aykırıdır, vicdanlara aykırıdır, hukuka aykırıdır ve insan haklarına da aykırı bir tutumdur. Ormana geçici yangından koruma işçisi alacağız ya da temizlik işçisi alacağız, “Sen hangi partidensin?” diye arıyoruz. Bu bir aykırı tutumdur, insan haklarına da aykırı düşmektedir. Biz bu husustan da vazgeçilmesi kanaatindeyiz.
Bir başka husus, söylemeden geçemeyeceğim, bu kanunlar çıkarılırken, şimdi, bilhassa, Avrupa Birliğiyle ilgili bu dikte edilen kanunlar çıkarılırken, daha çok, çeviri ve alelacele hazırlanmış metinlerle karşı karşıya kalıyoruz. Buradan şunu ifade edeyim: AK PARTİ hükûmetleri daha önceden “Bürokrasi ne diyorsa tam tersini yapalım, buradan bir hayır gelmez.” mantığıyla hareket etti ve birçok yanılgıya düştü, önünü göremedi, dostlar kısa sürede düşman oldu, birtakım savrulmaları birlikte yaşadık ama otuz yıllık bir kamu görevlisi olarak şunu ifade etmek isterim ki şimdi de sanki bürokrasiye teslimiyet havaları olduğunu görüyorum. Dünkü nasıl yanlışsa bu da o kadar yanlış. Bu bakımdan Hükûmetin bürokrasiyi dinlemesi, oradaki tecrübeden faydalanması ama aynı zamanda kendi siyasi sorumluluğunu da yerine getirmesi gerekir. Bu, neredeyse, bir devlet sorunu hâline gelebilir diye düşünüyorum.
Bunun örneklerini burada ifade etmek isterim. İnceleme yetkisi kimdeydi? İnceleme yetkisini aslında kuruma verdik biz ama bu inceleme yetkisi nasıl kullanılıyor, şimdi size okuyayım: “Bu Kanunla ve diğer mevzuatla Kuruma verilen inceleme, araştırma, ziyaret ve rapor hazırlama görevleri ile diğer görevler, İnsan Hakları ve Eşitlik Uzmanları, İnsan Hakları ve Eşitlik Uzman Yardımcıları … tarafından yerine getirilir.” Yani, biz hâlbuki kuruma verdik bunu, bu kanunda yazmaya lüzum yok. Burada çalışma yönetmelikleri çıkarılır, bu çalışma yönetmeliklerinde başkan, kurul, bu görevleri onaylayarak istediği şekilde yerine getirebilir.
Dolayısıyla, neden böyle çıkıyor? Çünkü, Sayın Bakan da buradan alınmasın ve hatta dikkatlice dinlesin, burada bunu kaleme alan bürokratın ve uzman arkadaşların uyarısıyla hiçbir incelemeye de tabi tutulmadan komisyonlara, Komisyonlardan da işte Genel Kurula geliyor. Bu tutumu doğru bulmadığımızı, bu yöntemden de vazgeçilmesi gerektiğini dile getiriyor, herkesi saygıyla, hürmetle selamlıyorum efendim.

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE

Mustafa Kemal Atatürk

FACEBOOKTA BİZ