Adil ve Serbest Seçim Olmadan Demokrasi Olmaz !

Ana Sayfa » GÜNCEL HABERLER » Adil ve Serbest Seçim Olmadan Demokrasi Olmaz !

nuri okutan ysk tepki bağımsız yargı olmalıIsparta Milletvekili Nuri Okutan adil ve tarafsız seçim olabilmesi için seçimlerin mutlaka tarafsız ve güvenilir bir yargı hakemliğinde yapılması gerektiğini belirterek

, “Adil ve serbest seçim olmadan demokrasi olmaz. O zaman kurulan sandık, seçim sandığı olmaz. Olsa olsa o sandık Ak Parti’nin oyuncak kumbarası olur” dedi.

Nuri Okutan TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, referandum sonrası yaşanan hukuki süreçleri ve Yüksek Seçim Kurulu’nun tutumunu değerlendirdi.

Yüksek Seçim Kurulu’na güvenin ortadan kalktığını belirten Nuri Okutan, YSK kurulunu teşkil eden üyelerin istifa etmesi ve güvenli bir heyet teşkil edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Okutan şöyle devam etti: “Seçimlerin adil ve serbest bir şekilde yapılacağına dair güven kalmamıştır. Seçim sonuçlarının güvenilirliği kalmamıştır. Anayasa ve yasa hükümlerinden hangisinin yürürlükte olduğu hangisinin geçersiz olduğu belirsiz hale gelmiştir. İktidarın ve tek adamın aleyhine olan herhangi bir yasa veya anayasa hükmü siz onun geçerli olduğunu sanırken bir anda bir hâkim veya mahkeme tarafından geçersiz sayılabilir. Böyle bir ülkede hukukun “h”sinden bahsetmek bile abestir.”

ADİL SEÇİM OLMADAN KURULAN SANDIK; AK PARTİ’NİN OYUNCAK KUMBARASI OLUR

Devasa sonuçlar doğuracak nitelikteki bir anayasa değişikliğinin YSK vasıtasıyla gayri meşru hale düşürüldüğünü ifade eden Isparta Milletvekili Nuri Okutan, “Türk usulü olduğu iddia edilen yeni Başkanlık sistemiyle ilgili atılacak adımların tamamının meşruiyeti daha baştan tartışmalı hale gelmiştir. Milletimizin şaibeli bir sonuca dayanan ve meşruiyeti tartışmalı olan bu değişiklikleri benimsemesi imkânsızdır. Bu referandum acilen iptal edilmelidir. Bizim tavrımız; “evet” cephesinin kazanmasına değildir. Bizim millet adına itirazımız; Yüksek Seçim Kurulunun seçimi tarafsız, adil bir biçimde suhuletle sonuçlandıracağı yerde olaya müdahale etmesine, böylece seçimin hileli ve tartışmalı hale getirilmesine, milletin artık seçimin veya sandığın belirleyiciliğine dair inancının kaybolmasına ve nihayet sandığa güvenin kalmamasınadır. Eğer bu referandum iptal edilmez ve bu kadar hukuksuzluğa rağmen bu YSK heyeti istifa etmezse Türk demokrasisinin ve ülkemizin içine düşeceği kaostan onu kimse kurtaramaz. Bu nedenle YSK heyeti istifa etmeden, referandum iptal edilmeden, adil ve serbest seçim ilkesine geri dönülmeden yeni siyasi parti kurma çalışmalarını da 2019’da seçim kazandırabilecek aday konusunu da, tartışmalarını da anlamsız buluyoruz. Adil ve serbest seçim olmadan demokrasi olmaz. O zaman kurulan sandık, seçim sandığı olmaz. Olsa olsa o sandık Ak Parti’nin oyuncak kumbarası olur. AKP’nin istediği sonucu ilan etmesinin aracı olur.  Adil ve serbest seçim olabilmesi için seçimlerin mutlaka tarafsız ve güvenilir bir yargı hakemliğinde yapılması gerekir.” Şeklinde konuştu.

YARGIÇ TEMİNATI VE YARGI GÜVENCESİ OLMADAN, ADİL VE TARAFSIZ YARGI OLMAZ

Tarafsız ve güvenilir bir yargı için yapılması gerekenlere ilişkin önerilerini sıralayan Isparta Milletvekili Nuri Okutan, yargıç teminatının olmadığı bir yerde yargının tarafsız ve adil bir şekilde işlemeyeceğini, yargıyı fethetme anlayışının sadece adaleti değil, demokrasiyi de öldüreceğini ve ülkeyi yıkıma götüreceğini belirterek, anayasa ve yasaların yargı eliyle yok sayılması halinde ülkenin sadece hukuk devleti değil kanun devleti olmaktan da çıkacağını söyledi.

Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay ve HSYK gibi adaletle ilgili tüm yapıların bağımsızlığı ve tarafsızlığının önemine dikkat çeken Okutan, “yargıç teminatı ve yargı güvencesi öncelikle bu yapılardaki başkan ve üyeler için geçerlidir” şeklinde konuştu.

BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ YARGI İÇİN MİLLETİMİZ AYAĞA KALKMALIDIR

Referandum vesilesiyle ortaya çıkan yaraların bilinenden ve sanılandan daha derin olduğunu ifade eden Isparta Milletvekili Nuri Okutan, sözlerini şöyle tamamladı: “Referandum vesilesiyle ortaya çıkan yaralarımız bildiğimizden ve sandığımızdan daha derindir. Sandığa dayalı demokratik sistemin yok olup olmaması ile karşı karşıyayız.Temel sorun, herkesin, milletin, halkın devleti olmaktan çok, birinin, iktidar sahiplerinin devleti olma ile alakalıdır. Bu da millet ile devlet arasında güvensizliği ve toplumsal alt/üst oluşu getirecektir. Bu durum da birlik beraberliğimizi zedeleyecek, dağılmamıza yol açacak ve hatta Allah korusun çöküşümüzü getirecektir. Millet olarak bu yaraları şimdi tedavi etmezsek; hukuk ve demokrasi bir yana bu ülkeyi ayakta tutmak ve yaşatmak imkânsız hale gelecektir. Bu yaraları açanlardan tedavi beklemek abesle iştigaldir. Bu yaraları ancak milletimiz kendisi tedavi edebilir. Konu yasaları değiştirmekle ve yeni yasalar yapmakla çözülebilecek bir konu değildir. Bu ülkedeki her bir fert, hukuku ve demokrasiyi boğan, ülkemizi kaosa ve çöküşe götürmesi kaçınılmaz olan bu yaraların tedavisini istemeli ve bunu açıkça talep etmelidir. Bağımsız ve tarafsız yargı için milletimiz ayağa kalkmalıdır.”

 

 

 

Isparta Milletvekili Nuri Okutan’ın basın toplantısı metninin tamamı şöyle:

“Değerli Basın Mensupları,

Referandumun üzerinden kısa da olsa bir zaman geçti.

Bu referandum sürecinden; elimizde kalan ne var ona bakalım.

  • Yüksek Seçim Kuruluna olan güven ortadan kalkmıştır. Bu heyetin bundan sonra alacağı kararların hiçbirisine milletin de bizim de güvenimiz kalmamıştır. Bu heyetin acilen istifa etmesi ve güvenilir yeni bir heyetin teşkili gereklidir.
  • Seçimlerin adil ve serbest bir şekilde yapılacağına dair ve ayrıca demokratik sisteme güven kalmamıştır.
  • Seçim sonuçlarının güvenilirliği kalmamıştır.
  • Anayasa ve yasa hükümlerinden hangisinin yürürlükte olduğu hangisinin geçersiz olduğu belirsiz hale gelmiştir.

İktidarın ve tek adamın aleyhine olan herhangi bir yasa veya anayasa hükmü; siz onun geçerli olduğunu sanırken bir anda bir hâkim veya mahkeme tarafından geçersiz sayılabilir.

Böyle bir ülkede hukukun “h”sinden bahsetmek bile abestir.

  • Devasa sonuçlar doğuracak nitelikteki anayasa değişikliği YSK vasıtasıyla gayri meşru hale düşürülmüştür. Türk usulü olduğu iddia edilen yeni Başkanlık sistemiyle ilgili atılacak adımların tamamının meşruiyeti daha baştan tartışmalı hale gelmiştir. Milletimizin şaibeli bir sonuca dayanan ve meşruiyeti tartışmalı olan bu değişiklikleri benimsemesi imkânsızdır. Bu referandum acilen iptal edilmelidir.

 

Bizim tavrımız; “evet” cephesinin kazanmasına değildir.

Bizim millet adına itirazımız; Yüksek Seçim Kurulunun seçimi tarafsız, adil bir biçimde suhuletle sonuçlandıracağı yerde olaya müdahale etmesine, böylece seçimin hileli ve tartışmalı hale getirilmesine, milletin artık seçimin veya sandığın belirleyiciliğine dair inancının kaybolmasına ve nihayet sandığa güvenin kalmamasınadır.

Eğer bu referandum iptal edilmez ve bu kadar hukuksuzluğa rağmen bu YSK heyeti istifa etmezse Türk demokrasisinin ve ülkemizin içine düşeceği kaostan onu kimse kurtaramaz.

Bu nedenle YSK heyeti istifa etmeden, referandum iptal edilmeden, adil ve serbest seçim ilkesine geri dönülmeden yeni siyasi parti kurma çalışmalarını da 2019’da seçim kazandırabilecek aday konusunu da, tartışmalarını da anlamsız buluyoruz.

Adil ve serbest seçim olmadan demokrasi olmaz. O zaman kurulan sandık, seçim sandığı olmaz. Olsa olsa o sandık Ak Parti’nin oyuncak kumbarası olur. AKP’nin istediği sonucu ilan etmesinin aracı olur.

Adil ve serbest seçim olabilmesi için seçimlerin mutlaka tarafsız ve güvenilir bir yargı hakemliğinde yapılması gerekir.

Tarafsız ve güvenilir bir yargının hakemliği için yapılması gerekenler şunlardır:

  • Yargıç teminatının olmadığı bir yerde yargı tarafsız olamaz ve adil davranamaz.

Bugün ülkemizde yargıç teminatı yoktur. Mahkemelerin basıldığı, yargıcın polis tarafından duruşmadan alınıp götürüldüğü, verdiği tahliye kararı nedeniyle yargıçların o dakikada görevden alındığı bir ülkede; hangi yargıç teminatından bahsedilebilir.

Bugün hâkim ve savcıların en büyük stresi Adliye sarayı giriş kapısında ellerindeki giriş kartının çalışıp çalışmayacağıdır.

Eğer giriş kartının çalışmasıyla o hâkim o gün görevden alınmadığını anlıyorsa bu ülkede yargıç teminatından bahsedecek tek bir vicdan sahibi çıkar mı?

Korku dağları değil Adalet Saraylarını bekliyor.

Mazlumun da suçlunun da, hak arayanın da sığındığı adaletin gölgesine bugün hâkim ve savcılar bile sığınamıyorsa durumun vahametini daha başka ne ile açıklayabilir.

Hâkimleri ve savcıları korku kıskacına alınan bir ülkede hangi hâkim korkusuzca güven içinde karar verebilir.

Korku içindeki hâkim ve savcılardan iktidarın ve tek adamın aleyhine olabilecek adil bir kararı nasıl bekleyebiliriz.

  • Yargı güvencesinin olmadığı bir ülkede yargı tarafsız ve adil bir şekilde işlemez.

Suçsuz insanların haksız yere tutuklanma ve hapsedilme endişesi olmadan güven içinde olmalarını yargı güvencesi sağlar.

 

 

 

Yargı güvencesinin olmadığı bir ülkede hâkim ve savcılar herkesten daha korumasızdır ve birilerinin emir ve isteklerini yerine getirmezlerse işten atılma ve tutuklanma tehlikesine herkesten daha çok maruzdurlar.

  • Yargıyı fethetme anlayışı sadece adaleti değil, demokrasiyi de öldürür ve ülkeyi yıkıma götürür.

Her kritik adli nokta özel bir planlamayla doldurmaya devam edilirse önce belki bunu yapanların hoşuna gidecektir.

Ancak ortaya İdi Amin’in Uganda’sı gibi bir görüntü ortaya çıkacaktır. Beyle bir ülkenin yöneticisi olmak kimse için bir onur kaynağı olmaz. Olsa olsa utanç kaynağı olur.

Öte yandan bugün yargı fethedilmenin ötesinde bir kişinin ve iktidarın tahakkümü altındadır.

Yargının tahakküm altında olduğu bir ülkede demokrasi ve hukukun olmasını beklemek, cehennemde cennet meyvesi bulunmasını istemek kadar saçmadır.

  • Baştakilerin işine gelmeyen anayasa ve yasa hükümlerinin yargı mercileri eliyle yok sayılması ülkemizi hukuk devleti olmaktan değil, kanun devleti bile olmaktan çıkarır. Bu tam bir kaos doğurur.
  • Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay ve HSYK gibi adaletle ilgili tüm yapıların bağımsızlığı ve tarafsızlığı bunun için önemlidir. Yargıç teminatı ve yargı güvencesi öncelikle bu yapılardaki başkan ve üyeler için geçerlidir.

 

Değerli Basın Mensupları,

Referandum vesilesiyle ortaya çıkan yaralarımız bildiğimizden ve sandığımızdan daha derindir.

Sandığa dayalı demokratik sistemin yok olup olmaması ile karşı karşıyayız.

Temel sorun, herkesin, milletin, halkın devleti olmaktan çok, birinin, iktidar sahiplerinin devleti olma ile alakalıdır.

Bu da millet ile devlet arasında güvensizliği ve toplumsal alt/üst oluşu getirecektir.

Bu durum da birlik beraberliğimizi zedeleyecek, dağılmamıza yol açacak ve hatta Allah korusun çöküşümüzü getirecektir.

Millet olarak bu yaraları şimdi tedavi etmezsek; hukuk ve demokrasi bir yana bu ülkeyi ayakta tutmak ve yaşatmak imkânsız hale gelecektir.

Bu yaraları açanlardan tedavi beklemek abesle iştigaldir.

Bu yaraları ancak milletimiz kendisi tedavi edebilir.

Konu yasaları değiştirmekle ve yeni yasalar yapmakla çözülebilecek bir konu değildir.

Bu ülkedeki her bir fert, hukuku ve demokrasiyi boğan, ülkemizi kaosa ve çöküşe götürmesi kaçınılmaz olan bu yaraların tedavisini istemeli ve bunu açıkça talep etmelidir.

Bağımsız ve tarafsız yargı için milletimiz ayağa kalkmalıdır.”

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE

Mustafa Kemal Atatürk

FACEBOOKTA BİZ